Jean Baudrilliard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jean Baudrilliard etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Kasım 2009 Cumartesi

başkalık, hiç kimsenin kendini gıdıklayıp da gülmeyi becerememesidir

"Transseksüellik: Eskiden psikotik sanrı olan şey, günümüzde insan haklarından biri sayılıyor. İnsan hakları psikotik bir sanrıya dönüşmüş olabilir mi?"
"Güzelliği yücelik mertebesinde tutmakla yetinmek ve merhametli bir işte onun eşdeğerini bulmamak ahlak dışı bir tutumdur."
"Binyıl öncesinin olayları uzayın boşluğunda bin ışık yılı öncesinde kaldı. Hiroşima bile bizden 60 ışık yılı geride. Hatta az önce yaşadığımız an bizden bir ışık anı uzakta. O halde mevcudiyet diye birşey yok (*mu?). Aramızdaki mesafe sonsuz küçük de olsa hiçbir şey hiçbir zaman mevcut değil: Ne duvar ne de karşımızdaki insan. Hatta bizim varoluşumuz bile; kendi varoluşumuzun çağdaşı olduğumuzu söylemek çok zor. "
"Sonsuza kadar bir soruyla yaşamak, bir cevapla yaşamaktan çok daha iyi."
"Bütün dünya batılı olduğunda, güneş nereden doğacak?"
Jean Baudrillard, Cool Anılar V (2000-2004), Ayrıntı Yayınları 2006

Çağdaşı en iyi okuyan Batılılardan biri olarak tanıdğımız Baudrillard'dan bir kaç alıntı. Noksanı kendisine aittir, belirtmek gerek. Niyetimiz yiğidi öldürmek evet ama hakkını da vermek. Nitekim Türkiye ziyaretinden sonra yakalandığı iki kanser, ona ölümü getirdi. Belki de hakkını önce vermiştik. Geleneği, salt Doğu'nun eline vermemekle birlikte onun geleneği taşımaya daha ziyade layık olduğunu takdir eden herkese ve Baudrillard'a selam ile.

7 Ekim 2009 Çarşamba

l'art post-moderne

"There left no difference between modern art and
technical, advertising, mediatic or quantitative
processes. There is no more a stage for odd or effusive
art to reflect contemporary world. Hence, there is
nothing called contemporary art, because there is no
difference between that and the present world, they are the
same thing."
Jean Baudrilliard, 2005, "The Intelligence of Evil or the Lucidity Pact"

This is what I was feeling when I saw the 11th International Istanbul Biennial. For instance, I liked the installation called "Ataturk Köşesi" most, which was not included in the exhibition. It was on the wall, produced probably by the last students of the Ferikoy Greek School, under supervision of their teachers.