günah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
günah etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Mayıs 2010 Cumartesi

dönüşü olmayan yol

yolun dönüşü yoksa yol 'tek yöndür' deriz. oysa her yol tek yöndür.

A'dan B'ye giden yolun dönüşü yoktur. B'den A'ya giden yol, başka bir yoldur. bu kadar mücerret durumda dahi bu kadar nettir hadise. yolu tanımlayan bilgi başı ve sonudur. her adım, bir baştan bir sona doğru atılır.

bunu böyle anlamak, bize 'tevbe' yi anlamayı hediye eder. tevbe etmek, 'filmi geriye doğru seyretmek' demek değildir. tevbe etmek başlı başına bir eylemdir. tevbe ile günahlar silinmez, tevbemiz kabul edilirse (ki bu garanti edilmiştir elhamdulillah), günahımız affedilir. bunu böyle anlayabilseydik, akıl oyunlarına gelmezdik.

tevbe etmek ibadettir, ibadet ezanı okunduğunda ise yol bellidir. ezan okunduğunda, neden diye sormak ibadetin ertelenmesini yahut terkedilmesini gerektirmez. iman, ezan okunduğunda yola girmeyi gerektirir; beklemesi gereken ise sorulardır.

18 Şubat 2010 Perşembe

evlilikselliğin tinsel boyutlarında devinim

"Batı uygarlığının insana empoze etmiş olduğu tüketim bilinçsizliği aracılığıyla, evliliği tüketilen bir kuruma çevirip 'aşk'ı yorgan altlarında aramaya mahkum hale getiren bir taarruz var. Bu taarruzun yegane kurucusu ve koruyucusu hükmündeki Batı dünyasına dinselin çağrısını sunan Kirkegaard'ın, aşkın ve evliliğin kurtarılmış gerçekliğini ortaya ortaya koymak için söyledikleri dikkat çekici. Evlilik kurumunun anlam dünyasında karşılığı olan sevgi, saygı, merhamet ve hoşgörü kavramlarını, bireysel duyguları nikah ile evrensele tekabül ettirerek ve bunu dinselleştirerek bireyin gerçek mutluluğa ulaşacağını söylüyor Kirkegaard. Hiçbir estetik ve etik duruşun bu sonucu doğuramayacağını ve özellikle ilişki boyutunda karşılanan sıkıntılara karşı yıkılmaz kale oluşunu ilişknin Tanrı'ya emanet edilmesi olarak temellendirmiştir. Evet, estetik ve etik genel olarak nedensele, yani görüntüsel olana yönelik yorum yaptığı için, her zaman sığ kalmış ve amaç-fiil ilişkisine tam cevap verememiştir. Yalnızca dinsel temele dayalı olan bir yapı içinde etrafı kalın surlarla kaplı güven dolu bir kale hükmünü alabilecektir evlilik. Ve duyurulmanın, bu kurumu evrensel bir boyuta (muhtemelen kişinin kendi evreni çapından bahsetmekte) taşıyacağını, güven ve huzur inşa edeceğini tanrısal olana yönelik vurgusuyla bize anlatmakta yazar."

Estetik öldü, evliliğe elveda ("Evliliğin estetik geçerliliği, Soren Kirkegaard" üzerine); Mustafa Zübeyr Berk, Ayraç Dergisi Sayı:01/Ağustos 2009

Klişe mi? Bizce değil. Saklandığımız yorganın altından, saklandıkları perdelerin ardına bakabilseydik (bunu mecburen yaptığımız zamanlardaki gibi) görecektik ki, tükenmişlikler ve tüketmişliklerden ötürü tüketemeyenler ve tükenmeyeceklere taarruz ediliyormuş. Mücessem İblis'in cismi mevcudiyetiyle ma'dum. Buna matuf cümle cümrün mukadderatı.

6 Ekim 2009 Salı

aforizmadan terşih



"İnsanın belli başlı iki günahı vardır, öbürleri bunlardan çıkar: Sabırsızlık ve tembellik. Sabırsız oldukları için Cennet'ten kovuldular, tembelliklerinden ötürü geri dönemiyorlar. Ama belki de belli başlı sadece bir günahları var: Sabırsızlık. Sabırsızlıklarından ötürü kovulmuşlardı, sabırsızlıklarından ötürü geri dönemiyorlar."

Franz Kafka, 1917-1918, "Günah, ızdırap, umut ve doğru yol üzerine aforizmalar"

Sevgili Kafka, bizlere bu fikrinden bahsederken sabırsızlık etmiş ve ilk bulgusundan aslında daha doğru olabileceğini düşündüğü ikinci bulgusundan ilkinden önce bahsetmiş değildi. Nitekim metin hatem bulmadan dilediğince değiştirebilirdi. O vakit aslında Kafka bize sadece ne düşündüğünü değil nasıl düşündüğünü de göstermek istemişti. Üstelik karar veremediğini de. Oysa biz eğer bugün böyle bir düşünüşe çıksaydık muhtemelen derdik ki "Her günahta şirke giden bir yol vardır." Ama belki de "Her günahta şirke giden ve şirkten gelen zıt iki şeritli bir yol vardır." demeyi daha doğru bulabilirdik. Zira biz sabırsızlığı ademoğlunun ilahlık iddiasına dayandırmayı yeğleriz. Ademoğlu kudret iddia eder, hikmet iddia eder, malikiyet iddia eder, rububiyet iddia eder. Yani eğer tecelliyatı Sahibi'ne teslim etmez ise günaha girer. Bu şirkten gelen yolu ifade eder. Şirke giden şeridi görmek ise idrake muhtemelen daha açıktır.