"Du point à la ligne". Denis Guedj'in bir oyunu. Sayılar ve matematiksel ile ilgili oyunlar ve edebi türler üretmiş bir bilim tarihçisi ve matematikçi. Bu oyununda Guedj, tümevarımı kendileyin sergileyerek anlatıyor. Oyunda önce bir vardır. Bir geceyle var olur, ancak gün doğmasıyla görünür. Bir kendini o kadar seviyordur ki bir kez olsun kendi yüzüne doyasıya bakamamak içinde hep bir ukte olmuştur. Dünyayı dolaşıp durur. Bir yerde adi bir su birikintisinde kendini görür. "Nergiz, ikiz". İki'yi bulur 'özsever Narcisse'. Su birikintisi parlar, elmas gözünü kamaştırır. Başı döner. Mest! Mest!
Su bulanınca, bir şey çıkar. Üç!
...
küçük matematikçi: Sen de kimsin?
Üç: Benim adım Üç.
Ben sen, sen ve de senim.
km: Ben, ben ve de bensin öyle mi?
Üç: Evet, ben Üçüm; sen, sen ve senim.
km: Geri dönüş yok!
Ok yayından çıktı.
Kythera'ya yolculuk.
Bir durmadan kendini tekrar ediyor.
(küçük matematikçi bir tahtaya şöyle yazar: 1+1+1+1+...)
Bir: Bir, artı bir, artı bir, artı bir. Ben, artı ben, artı ben, (hızlanarak) bir, artı bir, artı bir, artı bir....
Ben artı ben artı ben,
(sakinleşerek) ben de ben, yine ben, hep ben hep ben.
Her zaman ben, dahası da ben cabası da ben, hep daha fazlası!
Öbüründe bir var yalnızca, çokta tek var.
....
kulak asma sen "hep ver!" diyenlere
bu defa verme kendine uluhiyeti
görelim hele bir
vermeyen kendine
uzatabilir mi onu başkasına
candan bir tepside
demiştik tam burada durarak! http://durarak.blogspot.com/2009/10/durak.html
Hiçlemeyen o kadar çoklar ki, o kadar çoklar ki hiçlemeyenler, hiçlikler o kadar çok ki, çoklar o kadar hiç ki, insan birini arıyor...
Büyük matematikçi çok azdır. Ama herkes küçük matematikçidir.
Alıntılar: L'empire des nombres, Gallimard, 1996 veya Sayılar İmparatorluğu, YKY, 2007, Denis Guedj ve One Zero Show veya Du point à la ligne, Le Seuil, 2001, Denis Guedj.
yanılgı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yanılgı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2009 Pazar
1 Kasım 2009 Pazar
Şerh: Adam olacak üslup
Aşağıdaki yazımızın şerhe ihtiyacı olduğunu düşündük, ama söz konusu Guénon'un yapıtı olunca şerhi de ona bırakmayı yeğledik. Şimdiki alıntı aşağıdaki alıntının yapıldığı bölümden...
"Bugün bunca insanın "dünyanın sonu" fikriyle kafasını kurcalaması kuşkusuz rastlantı değildir. Buna bazı bakımlardan üzülebiliriz. Çünkü yanlış anlaşılan bu düşüncenin yol açtığı çılgınlıklar, bunun sonucu çeşitli çevrelerdeki ''Mesih'' ile ilgili taşkınlıklar, çağımızın zihinsel dengesizliğinin doğurduğu bütün bu belirtiler, aynı dengesizliği kesinlikle ihmal edilemez ölçüde artırmaya yarıyor. Bununla birlikte bu durum, göz önüne almadan geçemeyeceğimiz bir gerçektir. Bu tür şeylerle karşılaşıldığında takınılacak en iyi tavır, kuşkusuz bunları önemsiz yanılgılar ve kuruntular gibi görüp, hiç incelemeden basit bir biçimde dışlamaktır. Bununla birlikte, bunlar gerçekte yanılgı da olsalar, en iyisi, onları olduğu gibi ifşa ederek, onları meydana getiren nedenleri ve her şeye rağmen onlarda bulunabilecek gerçekleri, az çok ('öyle ya da böyle' denilmek istenilmiş olabilir *bizim notumuz) bozulmuş da olsa, araştırmaktır diye düşünüyoruz. Çünkü yanılgı tamamen olumsuz bir varoluş tarzı olduğundan, mutlak yanılgıya hiçbir yerde rastlanamaz ve böyle bir şey anlamsız bir laftan ibaret olur. Meseleleri bu tarzda değerlendirerek, bu ''dünyanın sonu'' kaygısının, şu an içinde yaşadığımız genel sıkıntıyla sıkı sıkıya bağlı olduğunu kolayca görürüz: Bazı zihinlerde denetimsiz bir şekilde herhangi bir şeyin gerçekten sona ermek üzere olduğu ön sezisini bulanıkça uyandırarak, o belleklerde çok doğal olarak demin değindiğimiz saçmalıklar şeklinde dışa vuran düzensiz ve çoğunlukla fazla maddileştirilmiş tasvirler oluşturur. Zaten bu açıklama onlar yararına bir özür değildir; ya da en azından sorumlu olmadıkları zihinsel etkinliklere eğilim duyup, ellerinde olmadan yanılgıya düşenler affedilse bile, bu asla yanılgının kendisini affetmek için bir neden olamaz."
René Guénon, La Crise Du Monde Moderne, Modern Dünyanın Bunalımı, 1927.
"Bugün bunca insanın "dünyanın sonu" fikriyle kafasını kurcalaması kuşkusuz rastlantı değildir. Buna bazı bakımlardan üzülebiliriz. Çünkü yanlış anlaşılan bu düşüncenin yol açtığı çılgınlıklar, bunun sonucu çeşitli çevrelerdeki ''Mesih'' ile ilgili taşkınlıklar, çağımızın zihinsel dengesizliğinin doğurduğu bütün bu belirtiler, aynı dengesizliği kesinlikle ihmal edilemez ölçüde artırmaya yarıyor. Bununla birlikte bu durum, göz önüne almadan geçemeyeceğimiz bir gerçektir. Bu tür şeylerle karşılaşıldığında takınılacak en iyi tavır, kuşkusuz bunları önemsiz yanılgılar ve kuruntular gibi görüp, hiç incelemeden basit bir biçimde dışlamaktır. Bununla birlikte, bunlar gerçekte yanılgı da olsalar, en iyisi, onları olduğu gibi ifşa ederek, onları meydana getiren nedenleri ve her şeye rağmen onlarda bulunabilecek gerçekleri, az çok ('öyle ya da böyle' denilmek istenilmiş olabilir *bizim notumuz) bozulmuş da olsa, araştırmaktır diye düşünüyoruz. Çünkü yanılgı tamamen olumsuz bir varoluş tarzı olduğundan, mutlak yanılgıya hiçbir yerde rastlanamaz ve böyle bir şey anlamsız bir laftan ibaret olur. Meseleleri bu tarzda değerlendirerek, bu ''dünyanın sonu'' kaygısının, şu an içinde yaşadığımız genel sıkıntıyla sıkı sıkıya bağlı olduğunu kolayca görürüz: Bazı zihinlerde denetimsiz bir şekilde herhangi bir şeyin gerçekten sona ermek üzere olduğu ön sezisini bulanıkça uyandırarak, o belleklerde çok doğal olarak demin değindiğimiz saçmalıklar şeklinde dışa vuran düzensiz ve çoğunlukla fazla maddileştirilmiş tasvirler oluşturur. Zaten bu açıklama onlar yararına bir özür değildir; ya da en azından sorumlu olmadıkları zihinsel etkinliklere eğilim duyup, ellerinde olmadan yanılgıya düşenler affedilse bile, bu asla yanılgının kendisini affetmek için bir neden olamaz."
René Guénon, La Crise Du Monde Moderne, Modern Dünyanın Bunalımı, 1927.
29 Ekim 2009 Perşembe
Adam olacak üslup
"... yanılgı tamamen olumsuz bir varoluş tarzı olduğundan, mutlak yanılgıya hiçbir yerde rastlanamaz, böyle bir şey anlamsız bir laftan ibaret kalır..."
René Guénon, La Crise Du Monde Moderne, Modern Dünyanın Bunalımı, 1927.
Üsluba dair büyük bir ders veriyor Üstad. Tamamen içi boşalmış ve boş bir laf (kuruntu) olarak kalmış 'entelektüel hoşgörü'nün aslında hangi üslubun yerini işgal ettiğini, defalarca vurguladığı anti-pasifist yaklaşımın kendisi tarafından nasıl meşrulaştırıldığını, ontolojik düzlemde üzerinde durulanın, gayet makul bir biçimde, daha naif düzlemlerde nasıl korunabileceğini gösteriyor. Af dileyerek ve bir kez daha saygıyla...
René Guénon, La Crise Du Monde Moderne, Modern Dünyanın Bunalımı, 1927.
Üsluba dair büyük bir ders veriyor Üstad. Tamamen içi boşalmış ve boş bir laf (kuruntu) olarak kalmış 'entelektüel hoşgörü'nün aslında hangi üslubun yerini işgal ettiğini, defalarca vurguladığı anti-pasifist yaklaşımın kendisi tarafından nasıl meşrulaştırıldığını, ontolojik düzlemde üzerinde durulanın, gayet makul bir biçimde, daha naif düzlemlerde nasıl korunabileceğini gösteriyor. Af dileyerek ve bir kez daha saygıyla...
Etiketler:
anti-pasifizm,
modernite,
Rene Guenon,
üslup,
yanılgı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
